Örnek Konu Anlatımı
 
 

DEMO 6 - NOT ALL PEOPLE ARE THE SAME.

       

          

         The pencil is in my hand.        : Kalem elimdedir.
         the pencil in my hand              : elimdeki kalem
         The pencil in my hand is blue.: Elimdeki kalem mavidir.   

         The book is on the table.         : Kitap masanın üzerindedir.
         the book on the table               : masanın üzerindeki kitap
         The book on the table is mine.: Masanın üzerindeki kitap benimdir.        

         I ate the apple.                        
: Elmayı yedim.
         the apple I ate                          : yediğim elma
         The apple I ate was delicious.: Yediğim elma lezzetliydi.

      * İngilizce cümleyi Türkçe’ye çevirmek için önce cümlenin fiili (yüklemi) bulunur.
         Önce fiilden önceki kelimeler, sonra fiilden sonraki kelimeler ve en son da fiil söylenir: 
         I  played. 
         Ben  oynadım.
         I  played  football. 
         Ben  futbol  oynadım.
         I  played  football  with  my  friends. 
         Ben  benim  arkadaşlarım  ile  futbol  oynadım.
         I  played  football  with my friends  in the park. 
         Ben  parkta  arkadaşlarımla  futbol  oynadım.
         I  played  football  with my friends  in the park  yesterday. 
         Ben  dün  parkta  arkadaşlarımla  futbol  oynadım.
         I  played  football  with my friends  in the park  yesterday afternoon. 
         Ben  dün öğleden sonra  parkta  arkadaşlarımla  futbol  oynadım.    

      * Is ve are asıl fiil olduklarında -dir anlamındadır:         
         To get up  early  in the morning  is  very difficult  for me
         Sabahleyin  erken  kalkmak  benim için  çok  zordur. 
         The road between Çanakkale and Izmir is more than 300 km.
        Çanakkale ile İzmir arasındaki yol 300 kilometreden daha fazladır.
         The books on the table  are  English books.
         Masanın üzerindeki kitaplar  İngilizce kitaplarıdır. 
         Those two girls under the tree are my best friends in my class. 
         Ağacın altındaki şu iki kız sınıfımda benim en iyi arkadaşlarımdır.

      * Active voice ve passive voice yapılarının anlamları:         
         We sell cigarettes here.
        Biz burada sigara satarız (satıyoruz).
         Cigarettes are sold here.
         Burada sigara satılır.

      * Soru zamirleri kullanılarak oluşturulan soru cümlelerinin anlamları:         
         Did he go? 
   
     O gitti mi?
         Why did he go? 
        O niçin gitti?
         When did he go? 
         O ne zaman gitti?
         What time did he go? 
        O saat kaçta gitti?
         How many hours ago did he go?
         O kaç saat önce gitti?
         Where did he go? 
        O nereye gitti?
         Which direction did he go? 
         O hangi yöne gitti?
         Did he go this way? 
        O bu tarafa mi gitti?
         Who did he go to? 
        O kime gitti?
         Did he go to Oya? 
         O Oya’ya mı gitti?
         Who did he go with? 
         O kiminle gitti?
         Did he go with Oya? 
         O Oya ile mi gitti?
         What did he go by? 
        O ne ile gitti?
         Did he go by car? 
         O araba ile mi gitti?
         Did he go in his car? 
         O arabası ile mi gitti?
         What car did he go by? 
        O nasıl araba ile gitti?
         Which car did he go by? 
        O hangi araba ile gitti?

      * Who, which ve that ilgi cümleciklerinde ‘-en’ anlamında kullanılır:         
         There are  nine students  who can speak English  in this room.
         Bu odada  İngilizce konuşabilen  dokuz öğrenci  vardır.
         The boy who is standing at the door  didn’t come  to school  two days last week.
         Kapıda dikilen çocuk  geçen hafta  iki gün  okula  gelmedi.

      * When ve while ilgi cümleciklerinde ‘-diği zaman’ ve ‘iken’ anlamındadır: 
         When I came  at half past eight  in the morning,  there was  only  one  student
        in the classroom. 
       
Sabahleyin
  saat sekiz buçukta  geldiğimde  sınıfta  sadece  bir  öğrenci  vardı.
        The handle  of the door  came off  in my hand  while  I  was opening  the door.  
        Kapının  kolu  ben  kapıyı  açıyor iken  elimde  kaldı.
        While I was doing my homework  my father was reading a book.
        Ben ödevimi yapaken  babam kitap okuyordu.

     * Aşağıdaki iki cümlenin anlamları aynıdır:
        It is an offence to drop litter in the street.
        To drop litter in the street is an offence.
        Sokağa çöp atmak suçtur.

      * Aşağıdaki iki cümlenin anlamları aynıdır:
        It is very nice to be with you.
        To be with you is very nice.
        Seninle olmak çok güzel.

        The best thing to do to learn a language  is  to practise.
       Dil öğrenmek için yapılacak en iyi şey  pratik yapmaktır.

        before I eat  : ben yemeden önce
        before eating: yemeden önce
        I wash my hands before and after eating.
        I wash my hands before and after I eat.
       Yemeden önce ve yedikten sonra ellerimi yıkarım.

        I am studying this book to learn English.
        I am studying this book in order to learn English.
        I am studying this book so as to learn English.
       Bu kitabı İngilizce öğrenmek için çalışıyorum.
        I am learning English by studying this book.  
       İngilizce’yi bu kitabı çalışarak öğreniyorum. / Bu kitabı çalışarak İngilizce öğreniyorum.

        Where does he live?
       O nerede oturuyor?
        where he lives
       onun oturduğu yer
        I live somewhere near where he lives.
       Onun oturduğu yere yakın bir yerde oturuyorum.

        What did he say?
       O ne dedi?
        what he said
       onun ne dediği / onun dediği şey 
        Did you hear what he said?
       Onun ne dediğini duydun mu? / Onun dediğini duydun mu?

        Why did you do this?
       Bunu niye yaptın?
        Can you explain to me why you did this?
       Bunu niye yaptığını bana açıklar mısın?

        This is the best book.
        Bu en iyi kitaptır.
        This is the best book to learn English.
       Bu İngilizce öğrenmek için en iyi kitaptır.
        This is the best book to learn English I have ever seen.
       Bu İngilizce öğrenmek için bugüne kadar gördüğüm en iyi kitaptır.

        I can see a man on the chair under the tree.
       Ağacın altında sandalyede bir adam görüyorum.
        I can see a man sitting on the chair under the tree.
       Ağacın altında sandalyede oturan bir adam görüyorum.

        The man sitting on the chair under the tree was reading a book in the library yesterday. 
       Ağacın altında sandalyede oturan adam dün kütüphanede kitap okuyordu.
        I saw that man sitting on the chair under the tree, reading a book in the library yesterday. 
       Ağacın altında sandalyede oturan o adamı dün kütüphanede kitap okurken gördüm.